Toplam 4 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 4 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Ağaç Şeklinde Aç2Beğeni
  • 2 gönderen yusuf45

Konu: "Etekleri zil çalmak" tabiri nereden geliyor?

  1. #1
    Üye yusuf45 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nereden
    bodrum
    Yaş
    69
    İsim
    josef fidankök

    Standart "Etekleri zil çalmak" tabiri nereden geliyor?

    Arkadaşlar selam,,

    Masallarımızdan biri....









    Etekleri zil çalmak..








    Nineciğimin Amasya’dan oğlu geldi. Evdeki sevinç pencerelerden taşıyor. Oğul, torun kahkahaları, gelinin yaptığı kek, börek kokuları bizim evden bile duyuluyor. Nineciğimin gözü aydın olsun.

    Sayılı gün çabuk geçer ya, üç gün, beş gün derken sonunda ayrılık vakti geldi çattı. Misafir oğul da tası tarağı topladı; el öpüp, hayır dua aldıktan sonra çoluk çocuk yola koyuldu.

    Evi bomboş kalmıştır, ne yana baksa içi sızlar şimdi diye düşünerek tıklattım nineciğimin kapısını. Dünya hali bir sevinç bir hüzün! Nineciğimin de yüzünde keder bulutları, ha yağdı ha yağacak.

    - Gümüş ay, altın güneş. İçimdeki bütün sesler, oldu mu sana kor ateş, dedi. İki inci tanesi yuvarlandı pamuk yanağından.

    Ne yapalım iş başa düşünce aldım sazı elime, doladım sözü dilime, başladım tekerlemeye.

    -Mavi atlas, iğne batmaz, makas kesmez, terzi biçmez, dedim. Dedim ama baktım arkası gelmiyor:

    - Valla nineciğim, mavi atlası ben de biçemem, sözü senin gibi söyleyemem, deyip kesip attım.

    Gülüverdi muzipçe:

    - Deyim mi demeyim mi diye sordu.

    - De bakalım nine dedim.
    O da tekerlemeden, şekerlemeden başladı anlatmaya.



    Vaktiyle müziği seven, müzikli sesler çıkaran aletler yapan, Agâh Efendi adında bir adam varmış. Ud mu dersin tambur mu, ney mi dersin keman mı hepsi gelirmiş elinden.



    O kısaca saz dermiş yaptıklarının hepsine. Nefesli nefessiz, adı ud olmuş ney olmuş sazın ne çıkar, o seviyormuş hepsini.


    Yaptığı her müzik aletine sanki küçük bir çocukmuş gibi dokunuyor, onlara isimler veriyor:
    - Sizin içinize bülbülü kim koyacak bakalım, diyormuş.
    O zamanlarda güzel saz çalanlar için ?Sazının içine bülbül koymuş!? denirmiş çünkü. Agâh Efendi de yaptığı her sazın içinde saklı, insanın içini okşayan, çağıltılı sesleri uyandıracak kişiyi merak edermiş.


    - Kimbilir kimin gönlünün derinliklerinde saklı sizin sesiniz. Kimbilir kimin gönlünden sevinç ve hüzün olup akıp gideceksiniz, dermiş her birine.


    Ehil olmayan kişilere vermezmiş sazlarını. Önce bir iki deneme yaptırır; çıkan sesten anlarmış hangisinin yürekten geldiğini, hangisinin gelip geçici bir heves olduğunu. Bu sebeple namı yürümüş Agâh Efendi’nin. Adı dört bir yanda duyulmuş.


    Küçük bir de kızı varmış Agâh Efendi’nin. Her müzik aletini yapıp bitirdiğinde sazı eline alır, ilk sesini verirmiş. Sesi duyan küçük kız koşa koşa babasının yanına gelir, boynuna sarılırmış. İşte o zaman Agah Efendi minicik bir zil hediye edermiş ona. Küçük kız bu zilleri saklar, kimini saçına toka yaparmış, kimini kolye.



    Zilin şıngır mıngır seslerinden anlarmış babası kızının nerelerde dolaştığını. Şıngır mıngır seslere bir de küçük kızın şen, sevinçli haykırışları karışır, Agâh Efendi’nin en sevdiği müzik çıkarmış ortaya ve kocaman güller açarmış yüzünde.


    Küçük Kızın annesi biriktikçe biriken bu minicik zilleri ?Ne yapayım, ne yapayım?? diye düşünürken, aklına bir fikir gelmiş. Küçük kız çok sevinecekmiş bu işe. İğnesini ipliğini alıp işe koyulmuş.



    Günlerden bir gün kelli felli bir adam çalmış Agâh Efendi’nin kapısını. Agâh Efendi adamı tanır gibi olmuş, tanıyamamış. Bilir gibi olmuş, bilememiş.


    - Dünyanın en güzel sesli sazını istiyorum, demiş adam.
    - Peki, demiş Agâh Efendi. Ben yaparım amma almak size kalmış.
    - Ne demek istiyorsun, diye sormuş kelli felli adam.
    - Ben dünyanın en güzel sesli sazını yaparım; ama siz de, sazın içinde saklı olan, en güzel sesi çıkaramazsanız sazı alamazsınız, demiş.


    - Peki, demiş adam kurumlu kurumlu.



    Saz olsun da ses çıkaramasın!



    Bir zaman sonra kelli felli adam yanında bir alay uşakla yine çalmış kapıyı. Agâh Efendi dünyanın en güzel sazını kadife örtüler içinde sunmuş ona.



    Kendisine sunulan bu değnek gibi saza bakakalmış adam. Pek inanası gelmemiş dünyanın en güzel sazını tuttuğuna.



    Ne nakışı var ne boyası.



    Bir iki üflemiş ses de çıkmayınca öfkesinden küplere binmiş.
    - Sen bizimle alay mı edersin, bre densiz, diye bağırmış. Meğer kendisi o beldenin valisiymiş.
    - Bir kerecik dinlemek istemez misiniz şu sazın sesini, diye sormuş Agâh Efendi sakince.
    Bir an düşünen vali:
    - İsterim elbette, diye cevap vermiş.


    Agâh Efendi başlamış adı ney olan bu sazı üflemeye. Öyle bir üflemiş ki, gönüllerin incelip kırıldığı demden ses getirmiş. Yürekler kar olup erimiş, yağmur olup yağmış, ırmak olup akmış, ışık olup yansımış.


    Üflemesi bitince küçük kızı her zamanki gibi sevinçle yanına gelmiş. Ama ne geliş! Annesi minicik zilleri elbisesinin eteğine dikmiş meğer.



    Küçük kız koştukça etekleri zil çalmış.



    Koştukça zil çalmış.



    Gelip boynuna sarıldığı zaman minicik bir zil daha çıkarmış cebinden Agâh Efendi, küçük kıza vermiş.


    Sazın güzel sesini dinledikçe kalbi iyice yumuşayan valinin ise öfkesi saman alevi gibi sönmüş.



    Her işin bir inceliği vardır, diye düşünerek dünyanın en güzel ama en gösterişsiz sazını almadan gitmiş.



    O gün orada bulunanlar küçük kızın zil çalan eteğini hiç unutmamışlar.



    Ne zaman çocuk gibi sevinen birini görseler etekleri zil çalıyor, demişler. Bu sözü öyle çok sevmişler ki, sevindikçe etekleri zil çalmış.



    Sizin de etekleriniz hep zil çalsın…








    Saygılar,






    __._,_.___



    pioneer ve BIZDIK bunu beğendiler.


    Eskilerin deyimi ile dünyadaki en iyi iki ilaç:
    - HARİCEN YAKI
    - DAHİLEN RAKI İMİŞ…
    HAYDİ BAKALIM SAĞLIĞINIZA DOSTLAR !
    ...


    Doğum tarihim: 1 Rebiü'l-Evvel 1364





  2. #2
    Kayıtlı Üye tigermoods - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2011
    Nereden
    Bursa
    Yaş
    32
    İsim
    Erdem

    Standart Cevap: "Etekleri zil çalmak" tabiri nereden geliyor?

    harika bir hikaye, teşekkürler
    Erdem Aksoy - Bursa

  3. #3
    Kayıtlı Üye SunShine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Nereden
    ANKARA / MALATYA
    Yaş
    35
    İsim
    Fatih KARAKAPLAN

    Standart Cevap: "Etekleri zil çalmak" tabiri nereden geliyor?

    Bu güzel hikaye için çok teşekkürler Yusuf abi.
    Kem aletle Kemalat olmaz...

  4. #4
    Kayıtlı Üye murat_asm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nereden
    ANKARA
    Yaş
    34
    İsim
    murat

    Standart Cevap: "Etekleri zil çalmak" tabiri nereden geliyor?

    Çok güzeldi .
    Murat BAĞRIYANIK

Benzer Konular

  1. "Lotus" Dremel Benzeri Ürün Hakkında
    Konu Sahibi cromwell Forum Aradığınız Aletler ve Aksesuarlar
    Cevap: 47
    Son Mesaj : 16-09-2013, 11:58
  2. "PİLOT" Lastik Motorlu Model Uçak
    Konu Sahibi zekeriya42 Forum Sizin Çalışmalarınız
    Cevap: 39
    Son Mesaj : 12-02-2013, 22:43
  3. "Complete Book of Gourd Carving" Kabak oyma kitabı
    Konu Sahibi pioneer Forum Teknikler
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 05-08-2011, 02:19
  4. Kandil Çalışması 3- "Rabbi yessir duası"
    Konu Sahibi Enson Forum Sizin Çalışmalarınız
    Cevap: 19
    Son Mesaj : 04-08-2011, 19:14